27 Eylül 2008 Cumartesi

tunca zıvanadan çıkarsa nolur ?

suskunluğumu bozacak bir şeyler lazım .. bu depresyon halini üzerimden atabilmek için bir telefon lazım .. ve iki tane el lazım bana uzanan ..
ben uzatılan elleri görüyorum , kimse merak etmesin ! şuan tutmama sebebimse ; istediğim iki çift el değil .. tutarak değil de , koklayarak anlarım ! hiç değmeden , gözlerimi kapatarak , sadece koklayarak o iki çift elin istediğim olmadığını anlarım ..
ben o iki çift eli şimdi tutamam !
ama bu gidişle beynim iflas edecek ve bedenim izin verecek ..
ve ben yine farkına varacağım ki "bazen istediğimiz şeyler olmayabiliyor" !
bekle iki el .
havada asılı kal ama yakın dur ..
ki zamanı gelirse ben onları tutabileyim .
bazıları derdi bana hep "isteyip istememek değil mesele artık"
evet , o an isteyip istememe olmayacak mesele ..
tek eylem olacak
ve tutuşturulacak eller ..


'Cause you've gone away
Where there isn't a telephone wire
Still I wait by the phone
You don't even write to say goodbye
Goodbye


o halde ?

yaban eller
yaban güller
bir gün benim de yüzüm güler =)

evvela işlenmiş suçlar

dün beklediğim kadar heyecanlı olmamakla birlikte , değişen pek bir şey de olmadı .. aslında oldu da , olmadı .. sadece adım adım ruh kiralıyorum . o eylem gerçekten gerçekleşene kadar bedenlerimiz güvende şimdilik .. zamanla daha ileriye gidecek ve tehlikeleşecek durum , biliyorum ..

onun dışında ; dolu dolu yaşayanlar da var hayatını .. her gün ya birileriyle ya da sadece biriyle , bilemem .. "keyfi bilir" der , geçerim o vakit .. artık kaale almaksızın , aynı işlemi gerçekleştirmekteyim ! bu belki karşılık vermek , belki de içimden geldiği içindir .. insanlara ne için olduğunu söylüyorum acaba ? bilmiyorum ben de .. ama bildiğim tek şey var ;

ben herkese yalan söylüyorum aslında ..

beni kimler anlatmaya çalışıyor .
beni kimler kalbine doldurmaya çalışıyor .
bilmiyorum
fakat dolduramayanlarsa , muhtemelen dolu olduğu için tam anlamıyla koyamıyor kalbinin ortasına ..
ben zavallı mıyım , yoksa oyuncak edilmeye devam mı ?
ya da dolu kalplere tutanak mı tutmalı ..

25 Eylül 2008 Perşembe

oraya buraya savruluyorsun
çöpten farkın ne ?
kimbilir hangi çöp bidonunun içindesindir şimdi de

24 Eylül 2008 Çarşamba

öyle işte .

güne kahveyle başladım bugün yine
ve yine içtiğim o kahvenin bir yudumu sendin ..
bana göre "sen" hep "biz"din ,
sana göreyse artık "ben" , "hiç"im ..
seni bomboş yaşıyorum işte
eksiğim çok ,
eksilttin .
günü ağlayarak bitirdim yine
ve yine gözümden akan bir damla sendin ..

23 Eylül 2008 Salı

bir dost diyor ki ;

yeni filizler büyütün .
sevileni unutup ; yürütün ..
gölgesinde yaşasınlar söğütün !

keşke.siz bir hayat için el ele

bir yandan sen de beni zorluyorsun ya ..
en çok ona üzülüyorum .
biraz zaman (:

22 Eylül 2008 Pazartesi

çok mu belli ?

elimde iki tane nargile sipsisi var .
senin şehrinden kalma
sırtımda da son vukuatın izlerini taşımaktayım hala
kalbimdeki ağrılarla ..

senin şehrine dair ne çok şey var aklımda
yürüyeceğim uzun uzun o yolları
senden habersiz
kimsesiz
tek başıma ..
ve seninle gittiğimiz yerlere götürecek beni ayaklarım , beynim , kalbim
sipsilerden bir tanesini o uzun parkın banklarından birine bırakacağım
hani seninle ilk oturduğumuz bank var ya
oraya
seninle dudaklarımızın birleştiği banka
bana "bu aşk mı?" diye sorduğun banka
aşktan titrediğimiz banka ..
bırakacağım tam oraya

-ya sipsilerden diğerini napacaksın ?
onu da benim şehrime gömeceğim ..

(...)

ve senin topraklarındayken ikinci adımımı da anayurt'a atacağım .
rüya gibi geçen zamanların anısına
orada oturup süzeceğim el ele geçen üniversiteli sevgilileri
kar yağıyordu ya o zamanlar
yanımdaydın ve kimseye özenmezdim
bu sefer o sevgililere özeneceğim

zaman geçer , ben susarım yine ..
an gelir , gene konuşurum . ama içimden bu sefer
zaman geçer , ben tamamen susarım
bi de an gelir , aşka susarım bu sefer ..

herkes çok biliyor ya hani
her şeyin geçtiğini , bunun da geçeceğini söylüyorlar sürekli ..
sana da söylüyorlardır kesin
geçiyor mu peki ? geçti mi ? geçmediyse de geçecek ama değil mi ? ..
geçmemesi neyi değiştirir bilmiyorum ama geçecek olmasına da üzülüyorum ..
üzülüyorum çünkü
"madem böyle .." diyorum ve susuyorum .
"niye .." diyorum sonra da
yine susuyorum ..

insanların canı olurum , kanı olurum , sazı olurum , ruhu olurum
sonra bir gün yine sabah olur
o sabah öldürdükleri şey ben olurum ..

sen de gitmektesin .
zaten her şey o kadar muğlak bırakıldı ki ..
git !
güle güle

21 Eylül 2008 Pazar

o sis .. gözümü kapatır ! bu nasıl bir his ?

öteki yandansa garip haller içindeyim hala ..
hala mutsuzluk ağırlığını koymakta !

kimileri , biraz iyi olsam bunu fazla görecektir bana demiştim ya
etkisini çabuk gösteriyor dilimin ucundakiler
burnuma , burnumdan beynime kadar çıkıyor sızlamaları

öteki yandansa garip haller içindeyim hala ..
"böyle olmasını hiç istemezdim" diyesim geliyor devamlı !
suç benim , ceza benim değil durum ..
ben hep sevdim !
yüküm çok ağır
idamla yükümlüyüm .

ve hepsini size anlattım aslında
bkz .. düştüm

işte bu kadar ağırdı düşüşüm .
oysa ben masumum ..
sensizliğin verdiği acıyla öldüm .
ardımdan yakılansa tek bir mum ..

18 Eylül 2008 Perşembe

ışıkları söndür

daha önce hiç sevişmedim ..

14 Eylül 2008 Pazar

tuhafımsı

birileriyle aynı kefeye konmak. dönmemek üzere yollananlardan olmak
ne kadar garip
ey insan,
küpüme girsen kokum gelmez artık sana..

her şey istediğin gibi işte, daha fazla konuşmayalım.
git kimle mutlu oluyorsan ol diyebilme gücüne bile sahibim..

zaten benim de bir şeye inancım kalmadı
n'aparsan yap be kadın..

(...)


yazıma bir şarkı sözüyle de nokta koymak istiyorum.

"kapıyı çekin gidin
beni bırakın gidin
kilidi vurun ardıma
iyiyim böle gidin gidin.."

13 Eylül 2008 Cumartesi

bana özel .

burada sadece beni tanıyanlar olacak . belki tanımak isteyenler de olacak ama ben, benim için önemli olanları ve beni önemli kılanlara izin vereceğim..

burada yalnızca ben olacağım.
benim masalım olacak
biraz yalnızlığımı tadacaksınız, biraz meraklanacaksınız
sonra bildiklerinizle yetineceksiniz

ben yine ağlayıp susacağım.

burayı benim mini günlüğüm gibi kabul edin
burada yazılanları cesedimin yazdığını söyleyeceğim size, bunu kabullenin.

her şey hissettiğiniz ve düşündüğünüz gibi..

ve burası bana özel.
bana özel odamdaki , bana özel çığlıklarım.
her şey çok gizli , bir o kadar da açık saçık
temiz konuşmayacağım belki
ama
burası bana özel.

-şuan çubuklardan biri haritanın ortasında, diğeriyse sol üst köşesinde.